Sevinerek ifade etmeliyim ki, 2008 finansal krizi sonrasında derin bir küçülme yaşayan Türkiye ekonomisi krizin dip noktasını 2009 içinde geride bırakmış ve yılın sonuna doğru büyümeye dönmüştür. Yıllık GSYH büyümesi pozitife dönerken, enflasyon da 2004-2008 dönemindeki aralığı olan %7-%12 bandına ulaşmıştır.
2010 yılının geride bıraktığımız ilk çeyreğinde açıklanan verilere baktığımızda ekonomik aktivite ve enflasyondaki normalleşme, para politikasında düzelme zamanının da yaklaştığına işaret etmektedir.
GSYH'nin harcamalar tarafının kırılımına baktığımızda, bazı açılardan 2010 yılındaki seyir için fikir sahibi olabilmekteyiz. 2009'un son çeyreğinde büyümenin ana belirleyicisi yüzde 7 puanlık katkıyla iç talep olurken, net ihracatın katkısı ise 2008'in ilk çeyreğinden bu yana ilk defa negatif olmuştur. İç ve dış talepteki bu durumun 2010 yılında devam etmesini bekliyoruz.
İç talebin kompozisyonuna baktığımızda, kamu harcamaları ve stoklardan gelen katkı azalırken özel yatırımların büyümeye yaptığı katkının artacağını düşünmekteyiz. Harcamalar tarafında ise genel kırılımın değişmeyeceği ve net ihracatın büyümeyi aşağıya çekerken, iç talebin büyümeye olumlu katkı yapmaya devam edeceği görülmektedir. Bu durum, Türkiye ekonomisinin iç talep büyümesinin dış talep büyümesinden daha hızlı olduğu eski GSYH patikasına geri döneceğine işaret etmektedir.
Tüm bu veriler ışığında, baz etkisinin yanı sıra ilk çeyrekte güçlü seyreden ekonomik aktivite göstergelerinin ardından 2010 yılı GSYH büyüme tahminimizi %4.1'den %5.5'e revize etmiş bulunmaktayız.
2009'da oldukça kuvvetli seyreden dezenflasyonun ardından enflasyonun 2010 yılında yükselişe geçmesi şaşırtıcı durmamaktadır. Ancak, enflasyondaki yükseliş miktarının sürpriz olduğunu söyleyebiliriz. Ekim 2009'da dip yaparak %5.1'i gördükten sonra Şubat ayında %10.1'e yükselen enflasyon, yılın ilk çeyreğini %9.6'da sonlandırmıştır. Önümüzdeki döneme baktığımızda, manşet enflasyonun yılın ilk üç çeyreğinde %10 civarında dalgalandıktan sonra 2010'u %8.3 seviyesinden sonlandıracağını düşünmekteyiz.
Dünyaya baktığımızda ise küresel toparlanmaya ilişkin olumlu göstergelerin piyasaları da olumlu etkilediğini görebiliyoruz. Küresel ekonomilerin önemli bir kısmında, gerek gelişmiş gerek gelişen ülkelerde makro veriler beklentilerden iyi gelmeye başlamıştır. IMF 2010 yılına ilişkin küresel büyüme tahminlerini iyileştirirken, ABD ekonomisinden gelen ilk çeyrek verileri 2010 için iyimserlikleri artırmıştır. Buna ek olarak, bizim gibi diğer gelişmekte olan ülkelerde de ihracatın yılın ilk çeyreğindeki hızlı artışı dünya ekonomisine ilişkin olumlu beklentileri artırmaktadır.
Yılın ilk çeyreğinde kamu borç yüküne ilişkin endişelerle gündeme gelen Yunanistan'ın borç yükü dinamiklerini kontrol altına alacak ve bütçe açığı konusundaki Maastricht kriterine ulaşmayı sağlayacak bir mali önlem paketi açıklaması, bunun yanı sıra AB ve IMF'nin önümüzdeki üç yıl boyunca Yunanistan'ın piyasalardan borçlanma ihtiyacını önemli ölçüde azaltacak bir destek paketi sağlaması da olumlu gelişmeler olarak ön plana çıkmaktadır.
Tüm bu manzara karşısında ülkemiz ve dünyada gelişen bu olumlu seyirleri sevinerek izlemekteyiz. 2010 yılından beklentilerimiz çok umut vericidir. Ekonomilerdeki toparlanma, bankacılık sektörünün kredilendirme çalışmalarına hız vermesi, özelleştirme ve yabancı yatırım sermaye girişinin 2009 yılı seviyesinin üzerine çıkması, 2010 yılında yaşanması muhtemel görünmeyen seçim süreci ile siyasi istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmalar beklentilerimiz arasında olup, bu konjonktür içerisinde bizi güzel bir yılın beklediğini düşünmekteyiz.
Bu seyir içinde önümüzdeki dönemde de üzerimize düşen görevi tüm gereklikleri ile yerine getireceğimizi ifade etmek istiyorum. Finansbank olarak yola çıktığımız günden beri reel sektöre sağlamış olduğumuz desteği ve katkıyı bundan sonraki dönemde de sağlamaktan mutluluk duyacağız. Zor dönemlerde bu stratejimizi hiç değiştirmeden yol almamız, müşterilerimize olan güvenimiz ve Türkiye ekonomisine sağlayacağımız katkıya olan inancımızın bir sonucudur. 2010 yılında elde etmiş olduğumuz finansal başarılarımız ise müşterilerimizin bize olan güveni, sadakati ve bizimle yollarına devam etmesinin ürünüdür.
Bu sonuçlara ulaşmamızda bizlere destek veren tüm paydaşlarımız ile bu gururu bize yaşatan çalışanlarımıza teşekkür ediyor ve bundan sonra da onların güvenlerine layık bir şekilde destek ve çalışmalarımızı sürdüreceğimizi, başarı grafiğimizi çok daha yukarılara taşıyacağımızı belirtmek istiyorum.
Ömer A. Aras
Finansbank A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı ve Grup CEO'su